Fransa ve Almanya, Avrupa otomotiv sektörüne yönelik “Made in EU” yaklaşımı üzerinde uzlaştı. 16 Ekim’de gündeme gelen çerçeve, kapsamın AB’nin 27 üyesiyle sınırlı kalmamasını ve belirli koşulları karşılayan Avrupa ortaklarının da değerlendirilmesini öngörüyor. Kaynakta, İngiltere’nin belirli şartlarla kapsama girebilmesine yönelik bir yol açıldığı aktarılıyor.
Yaklaşımda karşılıklılık, üçüncü ülkelerden gelen yatırımlara ilişkin AB koşulları ve Avrupa’nın ticari korunma önlemleriyle uyum dikkate alınacak. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisine rağmen otomotive yönelik özel çerçevedeki konumu açık biçimde tanımlanmış değil. Kaynakta, “Sanayi Hızlandırma Yasası” önerisinin, AB ile gümrük birliği bulunan ülkelerden gelen belirli ürün ve içeriklerin Avrupa menşeine eşdeğer değerlendirilebilmesine ilişkin hükümler içerdiği belirtiliyor.
Dacia CEO’su Katrin Adt, Paris Otomobil Fuarı’nda kapsamın henüz kesinleşmediğini ve Türkiye’nin de kapsama alınmasını umduğunu söyledi. Adt, Türkiye’nin üretim altyapısı, Bursa’daki operasyon, çalışanların uzmanlığı ve kalite standartlarından memnun olduklarını belirtti; Dacia’nın C segmentindeki Striker modelinin Türkiye’de üretilmesi de bu tartışmayla yakından ilişkilendiriliyor. Adt, modelde şimdilik verimli bir hibrit motor seçeneğine odaklanıldığını, elektrikli versiyon için kesinleşmiş bir plan bulunmadığını aktardı.
Türkiye’nin AB otomotiv pazarındaki ticari ağırlığı da kaynakta paylaşılan ihracat verilerinde görülüyor. UİB ve OİB verilerine göre, Türk otomotiv sektörünün AB’ye ihracatı yılın Ocak-Eylül döneminde 22 milyar 948 milyon dolara ulaştı; Eylül ayındaki dış satış 2 milyar 890 milyon dolar oldu. Türkiye’nin üretim altyapısı ve Avrupa’ya ihracatı, “Made in EU” kapsamına ilişkin kararların otomotiv sektöründeki üretim ortaklıkları açısından önemini artırıyor.