Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Marit Brommer, 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin jeotermal alanındaki uzmanlığının COP31’de uluslararası politika ve yatırım çevreleriyle buluşturulabileceğini söyledi. Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek konferansı, jeotermal uzmanlığın daha geniş çevrelere aktarılması için önemli bir fırsat olarak nitelendirdi. COP31’in gündeminde, tartışmaların hedeflerin ötesine geçerek uygulamaya yönelmesi gerektiğini belirtti.
Brommer, Türkiye’nin jeotermal enerji kurulu gücünde dünyada dördüncü, Avrupa’da birinci olduğunu ifade etti. Türkiye’nin bu yıl Kanada’da düzenlenen Dünya Jeotermal Kongresi’nde ülke güncellemesini sunduğunu, deneyiminin elektrik üretiminin yanı sıra bölgesel ısıtma, tarım ve yerel ekonomik kalkınma bakımından da örnek gösterildiğini aktardı. Jeotermal enerjinin elektrik üretimi, şehirlerin ısıtma ve soğutması, endüstriyel süreçler ve jeotermal seralar aracılığıyla gıda üretiminde kullanılabildiğini kaydetti.
Brommer, jeotermal projelerin başlangıç yatırımları gerektirdiğini; arama riskleri ve uzun izin süreçlerinin yatırımcıları caydırabildiğini söyledi. Kaynak haklarının netleştirilmesi, şeffaf lisanslama, arama riskini azaltan mekanizmalar ve uzun vadeli istikrarlı yatırım koşullarının kamu politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. COP31’de politika yapıcıların, düzenleyici kurumların, kalkınma bankalarının, yatırımcıların ve jeotermal uzmanlarının somut çözümler etrafında buluşmasının; jeotermal potansiyelin sürdürülebilir yatırımlara, altyapıya ve toplumsal değere dönüştürülmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.