Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı 13 Haziran’da açıklandı; Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 18 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlandı. Plan, “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” ilkeleri etrafında kurgulanırken çeşitli altyapı yatırımları hedefliyor. Model geliştirme tarafında TÜBİTAK’ın Bilge Türkçe dil modeli ile HAVELSAN’ın MAIN platformundaki modeli öne çıkıyor.
Bilge 37 milyar parametreli, MAIN platformundaki model ise 9 milyar parametreli olarak tanımlanıyor. TÜBİTAK, modellerin sektörlere uyarlanması için 10 stratejik projeyi destekliyor. Plan ayrıca İstanbul’u uluslararası bir yapay zekâ merkezi olarak konumlandırıyor ve TİKA üzerinden Türk devletleriyle ortak girişimler öngörüyor.
Kaynakta, döviz cinsinden fiyatlanan kapalı model faturalarının TL’deki değer kaybıyla birleşmesinin açık modelleri Türk şirketleri için maliyet yönetimi açısından önemli bir seçenek haline getirdiği belirtiliyor. Açık modeller, veriyi kurum dışına çıkarmadan yerel sunucularda çalıştırma olanağı sunabiliyor; ancak hesaplama gücü, elektrik, mühendislik, siber güvenlik ve bakım yükü kullanıcıya kalıyor. Ayrıca yabancı bir temel model üzerine kurulan yerli çözümlerin bağımlılığı ortadan kaldırmayıp bağımlılığın adresini değiştirebileceği vurgulanıyor.
Kaynak, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin öne çıkan Türkçe açık modellerinin Google’ın Gemma’sı ve Meta’nın Llama’sı üzerine kurulduğunu aktarıyor. Bilge’nin geliştiricilere daha geniş biçimde açılması, kamu alımlarında açık modellere alan tanınması ve Türkçe veri setlerinin küresel standartlarda paylaşılması, ekosistemin gelişmesi için gereken adımlar olarak sıralanıyor. Böylece açık modeller tartışması Türkiye açısından yalnızca teknoloji seçimi değil, maliyet ve veri egemenliği meselesi olarak da ele alınıyor.